Günün ortasında enerjin mi düşüyor, yoksa merdiven çıkarken bile "Yoruldum yahu" mu diyorsun? Belki de vücudun sana "Biraz demir takviyesi lazım!" diye sesleniyordur. İşte tam bu noktada devreye Mimaroba’daki o dumanı üstünde tüten mangalımız giriyor. Demir eksikliğiyle uğraşmak bazen can sıkıcı olabilir ama Ciğerci Bahattin’de bu sorunu çözmek, dünyanın en keyifli işine dönüşüyor. İlaç niyetine değil, zevkine yediğin o lokum gibi yaprak ciğerler aslında kan değerlerini şahlandırmak için bekleyen gizli birer kahraman.
Pek çok kişi demir denince hemen ıspanağa koşar ama asıl şampiyon burada, şişlerin ucunda! Ciğerin içindeki demir vücut tarafından öyle hızlı emilir ki, bir porsiyon yediğinde resmen hücrelerinin bayram ettiğini hissedersin. Mimaroba şubemizde ustalarımız o ciğeri sinirlerinden öyle bir ayıklıyor ki, yerken ne bir sertlik ne de ağza gelen bir doku kalıyor. Sadece yumuşacık, tam kıvamında pişmiş ve mineral deposu bir lezzet kalıyor geriye. Yanına da bol limonlu bir salata ekledin mi, o demirin emilimi tavan yapıyor.
"Sağlıklı olan her şey tatsızdır" diyenlere inat, biz burada lezzeti şifa ile harmanlıyoruz. Sadece ciğerle de sınırlı kalma; zırh kıymasıyla hazırlanan kebaplarımız veya fırından yeni çıkmış çıtır lahmacunlarımız da vücuduna o ihtiyacı olan gücü vermek için hazır. Mimaroba’nın o deniz kokan havasında, hem karnını doyurup hem de vücuduna bir iyilik yapmak istersen mangalın ateşi hiç sönmüyor.
Hadi, o bitkinlik halini bir kenara bırakıp kendine bir güzellik yap. Bizim buradaki o meşhur bakır kupadaki köpüklü ayranla bu ziyafeti tamamladığında, sadece karnın doymayacak; sanki yeniden şarj olmuş gibi kalkacaksın masadan. Bir sonraki sefer yorgun hissettiğinde eczane yerine bizim Mimaroba’daki o sıcak soframıza uğra her zamanki gibi, yerin hazır!